Chernovetskyi Charity Fund

Allaha şükür, çocuklarım henüz sağdırlar

29 Ağustos 2021       1148
Ev-katil her dakika zehir-küfle ufakların sağlığıno zehirlemektedir! “Teyze, siz yeri süpürmeyecek misiniz? Orada ufaklar için kırıntılar vardır. Onlar bizden daha çok açtır. Yazık onlara, yapmaynız!” Küçük çocuk Açi’nin kendi oyuncaklarıyla ilgilenmesi beni kapıdan bile çok şaşırtmıştır! Doğrudur, kendisinin ile kendi kız kardeşinin başka oyuncakları yoktur.
3.201,57 ₺
58
Hayırseveri
toplanmıştır

Ev-katil her dakika zehir-küfle ufakların sağlığıno zehirlemektedir! “Teyze, siz yeri süpürmeyecek misiniz? Orada ufaklar için kırıntılar vardır. Onlar bizden daha çok açtır. Yazık onlara, yapmaynız!” Küçük çocuk Açi’nin kendi oyuncaklarıyla ilgilenmesi beni kapıdan bile çok şaşırtmıştır! Doğrudur, kendisinin ile kendi kız kardeşinin başka oyuncakları yoktur.

«Onlardan neden korkmalıyız? Onlar daha küçücüktür! – Açi beni ikna etmeye çalışıyor. – Onlar bu kadar güzelddirler! Onlar sık sık bize oynamaya geliyorlar, biz ekmek yediğimizde ise ekmek kırıntılarını bizden çalıyorlar. Çok gülünç, değil mi?»

Fakats bana hiç gülecek gelmiyor, ben çok üzgünü gözyaşlarım bile akıyor, özellikle, öksürdüğü zaman Açi bana acıdığı yerleri gösterdiği anda. «İşte şurası, şursaı ağrıyor. Dokunmak istiyor musun?! Üç yaşındaki Arçil küçücük elini kendi göğüzüne koyuyor. Ve birden yüksek seske öksürüyor, öksürdüğünü ve kendi küçük akciğerlerden korkunç sesin çıktığını ben bile duyuyorum.

Ve artık gözümün önünde bu aile için normal ve her hangi bir normal insan için bir durum ortaya çıkıyor: çift kat eğilen çocuk öksürükten boğuluyor. Annesi ise kendisini hızlı bir şekilde avluya çıkarıyor ve avludaki temiz hava kendisini canlandırıyor. Korkunç bir şey!

Rutubet, her şey çürük, fareler ve böcekler – tüm bunlar her hangi b

r ceza evindeki bodrumun tarifesi değildir. Fakat hakiki katil bunlar değil. Hakiki katil görünmüyor... Hakiki katil her köşede saklanmıştır, tavandan bakıyor ve döşemede bile kendisine bir “yuva”-yı kurmuştur. Hakiki katil siyah ve iğrençtir ve kokusu bile çok kötüdür. Saklanacak yer bile yoktur, kaçacak yer bile yoktur, bu küftür! Biz bir çok küfül duvarları görmüşüz, fakat bu farklıdır! O sanki canlıdır ve bundan kurtulmak imkansızdır. Bu küf çocukların akciğerlerine iyice yerleşmiştir ve onlara nefes alma imkanı bile vermiyor. Onlar öksürük ve boğulma olaylarına alışmaya başladılar.  

«Doktorlar evet diyorlar ve kafalarını sallıyorlar, - siz evinizi acil olarak değiştirmelisiniz, bu eviniz sizleri canlı olarak yıkılmatkadır!» Bunun tarifesy,ini bile veriyorlar! Eczanede de evle satılmıyor. Ailenin tek geliri sosyal yardım ve bu yardım sadece fareleriçin bile yetmeyecektir. Değerli dostlarım, hayır, bu rezervasyon değildir, bu kadar para ile sadece küçük fareleri besleyebilirsiniz, hemde çok fareleri değil, sadece bir kaç fareyi besleyebilirsiniz!

Dostlar,çocukların akciğerlerini öldüren farele, böcek ve küflerin mahkümlerine kendi öldürücü mahkümiyetlerinden kurtulmakta yardım etmeyecek miyiz?  

Çocuklar her gün küf sporalarını soluamtrkadırlar ve bunun için sık sık hasta oluyorlar  

Tamila: Bu ev oturmak için yaramazdır. Bruada iki oda vardır, yaz mevsiminde bile burada soğuktur. Kış mevsiminden artık bahsetmiyorum. Biz çok üşüyörüz! Evde ısıtma yoktur. Tüm kış boyunca biz ufak gaz ocağıyla ısınmaya çalıştık. Şimdi de bu ocak bile kırılmıştır –ocak gözlerinden biri çalışmıyor, su yısıtmak için açtığım zaman gaz sızıntı oluyor. Ama bu tehlikelidir! Başımıza neler gelebilir, bunu düşünmekten bile korkuyorum! Üstelik rtuubet, küf ve çürük kokusu ... Biz sık sık hastalanıyoruz, her zaman hastayız bile denilebilir. Öksürük ve nezle hiç geçmiyor. Çocuklarım artık ikik ere akciğer iltihabını geçirdielr.

Bu siyah küf sadece duvarların üzerinde değil, çocukların akciğerlerine bile ulaşmıştır

Tamila, bu kadar korkunç şartlara nasıl düştünüz?

Tamila: Biz eskiden başka evi kiralıyorduk. Oradaki durum bundan daha iyi değildi: rutubet ve soğuk ... Çocuklar sık sık hasta oluyorlrdı ve doktorlar evimizin değiştirmemiz gerektirdiğini tavsiye ettiler. Ondan sonra biz bu eve taşındık. İlk başta her şey sanki normaldı. Sonradan ise rutubet bu evi de bozmuştur. Şimdilik bu evde bulunmak imkansızdır: evde çürük ve küf kokusu vardır, çocuklar de küf sporalarını soluyorlardır, duvarlardan su akıyor, fare ve böcekler her yerde koşuyorlardır ... Tam cehennemdir! Ffakat gidecek yerimiz ykotur. Eskiden bu ev için 200 Lari’yi ödiyorlardı. Şimdilik ise ev sahibi bu ufacık yer için 300 Lari’yi istemiştir. Fakat eşim çalışmadıkça kira ücretini nasıl ödeyebiliriz?

Duvarlar ile tavan küf ve rutubetten siyah odlular

Şimdi neyle geçiniyorsunuz? Her hangi bir geliriniz var mı?

Tamila: Biz 280 Lari’ye kadar sosyal yardımı alıyoruz. Üstelik sosyal yemekhaneye gidiyoruz.

Dolayısıyla, aldığımız sosyal yardım bu evin kirası için bile yetmiyor. Ama neyle geçiniyorsunuz?

Tamila: İşte sürünüyoruz! Yaşantımıza farklı kelimeyi bulamıyorum. Para hiç bir şeye yetmiyor, ne yemeğe, ne de yaaşmaya. Tüm marketlerde borçlarımız vardır. Her hangi bir markete giriniz. Fakatayakta durmak ve bir şey yemek lazım! Borçlarımızı ne şekilde ödeyeceğimizi bilmiyoruz. Eskiden en az eşim çalışıyordu.

Sulkhan: Ben diyebilir miyim: Sezonda ben Türkiye’ye çay topmaya gidiyordum, sonradan de eve gelip burlaarda inşaatta çalışıyordum.  Hiç şikayetçi değildim, ailemin ihtiyaçlarını karşılabiliyordum. Sornadan pandemi başlanmıştır ... (ohluyor.). O dönemde ben inşaatta çalışıyrodum, fakat hepimizi karantinaya  kapattıkları zaman, bana maaşımın yarısını bile vermediler. Dolayısıyla, ben boş kaldım. İşimi kaybettim, ama ailemi bakmak zorundayım. Yeter ki iş olsun, her türlü işe razıyım.

Rutubetten dolayı, duvar ve tavandan sıva dmkülüyor,bu ev kendi hayatını yaşıyor denilebilir  

–Bir yardım için devlete başvurmadınız mı?

Sulkhan: Tabii ki başvurmuştuk! Defalarca yerli idareye başvurmuştuk: bazen ben, bazen eşim dlilekçeleri yazmıştık. Fakat yardımı boşu boşuna bekledik. Bize kısa cevap veriyorlar: size yardım edemeyiz.

–Belli bir süreyle akabalarınıza taşınamaz mısınız? Çcouklar için küf sporalarını solamak hakiki olarak tehlikelidir.

Sulkhan: Ebeveynlerim kendlier kiraya oturuyorlar, kendiler de sıkıntılı durudmadırlar. Eşimin ebeveynleri ise on kişi olarak bir dairede oturuyorlar. Biz onlara rahatsız edemeyiz.  Biliyor musunuz, ebeveynlerimiz bizeyardım etmeye çalışıyorlar: bazen yiyecekleri bize gödneriyorlar, bazen de çcouklar iin giyecekleri. Fakat her zaman bunu yapma imkanları yoktur.

Sulkhan ve Tamila, birbirilerinize destek olmanızı görüyoruz. Size bakmaktan zevk alıyoruz! Nasıl tanıştığınızı bize anlatabilir misiniz?

Tamila (gülümsüyor): Şimdi size anlatacağım. Ben ebeveynlerimle birlikte bir köyde yaşıyordum, bizden yakın eşimin acmasının evi vardı. ySulkhan belli bir süreyle kendi akrabasına misafir olarakgelmiştir. İşte orada tanıştık. Biz birbirilerimizi beğendik ve görüşmeye başlamıştık. Duyguarımız bir sevgiye dönüşmüştür ve biz evlendik. Ben kendi seçimimde hata yapmadım. Eşim çok sıcak ve ailesini seven biridir!

–İlk olarak hangi yardıma ihtiyacınız vardır?

Tamila: Biz evimizi değiştirmek ve farklı evi bulmak isterdik, o zaman çocuklarımız küfü koklamazlardı, yoksa onlar sık sık hasta oluyorlar. Fakakat şu anda gidecek yerimizin olmadığını anlıyoruz, çünkü başka evini aramak için paramız yoktuır. Sulkhan çalışmış olsaydı, sanırım, sorunlarımızı daha kolay şeklinde çözerdik.

Belki de eviniz için bir ihtiyaçlarınız vardır?

Tamila: Çamaşır makinemiz bozulmuştur ve elbiseleri elle yıkıyoruz. Çok zordur, hem de ailemizde ufak çocuklar vardır ve elbiseler de çoktur. Bize daha yatak lazım. Ben eşimle birlikte açılacak divanda yatıyotuz, fakat bu divan artık eski ve küçüktür. Gaz ocağımıza de ihtiyacımız vardır. Dedğiim gibi, gaz coağımız bozulmuştur, iyi çalışmıyor ve gaz sızıntısını yapıyor. Bu da çok tehlikelidir. Bunu düşünmekten bile korkuyorum.

Tamila ile ulkhan’la muhabet ederken, kendi çocukları bize geldlier – üç yaşındaki Arçil ve beş yaşındaki Anna-Maria. Kız çocuğu çok utangaçtır, ekek çocuğu ise çok hareketli biriydi. Erkek çocuğu annesine yaklaşmıştır ve bana bakarak sormuştur: «Anne, teyzdeen mavi çikolatayı rica edebelir miyim?» 

Hangi çikolatadan bahsediyor?

Tamila: Ana okulunda buna “Alpen Gold” çikolatayı verdlier, bu çikolata mavi ambalaj içindeydi. O gün Açi ve Anna-Maria çok sevnidiler! Tüm gün boyunca bu çikolatayı parça parça yiyorlardı. Ve bundan beri benden bu “Mavi çikolatayı” almamı istiyorlar. Fakat, maalesef, paramız yoktur. Şimdi kendisi muhabetimizi duymuştur, htiyacınız nedir sorunuzu duymuştur ve aklına o çikolata gelmiştir ...

Açi, canım, o çikolatayı çok mi beğendin?

Açi: Evet, çok güzeldi! O zamana kadar ben çikolatayı hiç denemedim.

«İşte bu kadar büyük “Mavi çikolatayı” istiyorum! Bana getirir misin?»

Başka neleri seversin?

Açi:  Ben her şeyi seviyorum. Mantıyı ve sucukları seviyorum, fakat evde bunlardan yoktur.

«Bu keke söyle çabuk olsun! Daha fazla dayanamıyoruum!»

Tamila: Anlıyor musunuz, paramız olmadığı için, biz hiç bir yemeği alamıyoruz. Biz her zaman çorbaları ve akrabuğday mamasını yapıyoruz. Biri peynirli böreği ısmarlarsa veya misafier gitsek, o zaman çocuklar güzel bir şey yiyebiliyorlar.

Anna-Maria: Annem de peynirli pdieyi yapar. Fakat bunlar peynirsızdır. Annem içinde peynirin olduğunu söyler. Fakat içinde peynir yoktur. Ben bunu biliyorum.

Tamila:  Viz bazen çocuklarımızla oynuyoruz, güzel yemekleri yediğimizi farzediyoruz. Sonradan ben karbonatlı börekleri yapıyorum. Onar peynirli pideye biraz benzerler, fakat içinde peynir yoktur. Ben bu peynirli pide diye çocuklarıma dediğim zaman, onlar bana “Anne, içinde paynir yoktur” diye cevaplarını veriyorlar. Ben onlara peynirin çok güzel saklandığını söyliyorum. İşte böyle bunları eğlendirmeye çalışıyoruum.

Arçil: Teyze, evimizde fareler yaşıyorlar. İşte bu kadar küçüktür. Kız kardeşimle oynadığım zaman, onlar de oynuyorlar.

«Sus, işte burdan fareler çıkıyorlar, onlar de açtır ve bazen, anne görmediğinde, biz onları kırıntılarla besliyoruz »

Sen onlardan korkmuyor musun? Onlar seni hiç ısırdılar mı?

Arçil: Hayır, korkmuyroum. Onlar küçüktür ve dişleri de ufaktır.

Anna-Maria: Ekmek yediğim zaman, fareler çıkıp ekmek kırıntılarını yiyorlar. Onlar de yemeği istiyorlar.

«İyi insanlar, çocuklarımı kurtarınız! Bana hiç bir şey lazım  değildir! »

***

Koçalidze ailesinin bu cehennemden kurtulma şansı var mı? Aile reyisine işi mi teklif edelim? Bu dünyada Allah bize iyilik yapma imkanını vermiştir! Dostlar, bu soruya sadece siz cevap verebilirsiniz ve bu insanlara yardım edebilirsiniz! Biz merhametsiz kalamağız ve bunlara yardımcı olmaya çalışacağız!

Bu ili meleğe bakınız. Onlar rutubet, küf, fare ve böcekler arasında yaşıyorlar. Onlarda normal yemek bile yoktur. Küçük yaştati yurttaşlarınız doğru çocukluğunu, sıcak evde yaşamayı ve güzel yemekleri yemeği hak etmediler mi?

Koçalidze ailesinin gıda ürünlerine, çamaşır makinesine, yatağa ve gaz ocağına ihtitiyacı vardır. Fakat en önemli olanlardan biri ilginiz ve sıcak kalbınızdır!

Bunun dışında, siz bu aileyle bizzat tanışabilirsiniz ve yardım edebilirsiniz. Kendi adresi: Batum ili, Gogol Sokak, Ev No 18, Daire No 20.

Bu hikayeyi muhakkak ilan ediniz. Koçalidze ailesinin sıkıntılarını dostlarınız de öğrensinler! Bu çok önemlidir!

Dosltar, sizden bir ricam daha olacaktır: komşunuzun veya tanıdığınızın sıkıntılarından haberdarsanız, bir sevap yapınız ve bize aşağıdaki E-mail adresimizden yazınız: office-fsp@fsp.ge.

Vakfımızın hesap numarası: 

#GE15TB7194336080100003

#GE42LB0115113036665000

#GE64BG0000000470458000

(Amaç: Koçaladze ailesi).

Parayı sitemizden de havale edebilirsiniz.

Parayı aşağıdaki terminallerinden de havale edebilirsiniz: TBCpay, ExpressPay. «Yardım» bölümüğnde Vakfımızı bulunyuz (Vakfın ilave hak görevleri aşağıdaki veb sitesinde görebilirsiniz: https://goo.gl/GY2Gus).

Biz sizinle birlikte artık bir çok sıkıntı çeken insanlara yardım etmiştik! Bu aileyi de destekleyelim! Kim bilir, belki de habancı insanların yardımı bizlerede lazım olabilir!

Bir çağrınız birinin hayatını kurtaracaktır: 0901 200 270.

Etiketler:
#Fakirler

Benzer projeler: